Luxbet: Milletin Cüzdanı Şenlendirirken Benim İç Sesimle Tanış

Luxbet Dünyasına Dalınca “Ben Neredeymişim?” Diyenlere Küçük Bir Selam

Bazen insan, internette gezinirken öyle sitelere denk geliyor ki “Ulan ben bunu niye daha önce keşfetmemişim?” diye hafiften bir sinir geliyor. Ama tatlı sinir. Hani böyle arkadaşın yeni bir mekân keşfeder de sana hava atar ya, “Ben hep geliyorum buraya” diye. Luxbet de biraz öyle işte. Giriş yapınca “Hee tamam, ortam burasıymış” diyorsun. Biz de zaten aracı tayfa olarak seni doğru kapıya yönlendiriyoruz. Yol bizden, kazanç senden, daha ne olsun?

Bir de şunu söylemeden geçmeyeyim… Millet öyle kazançlar alıyor ki sen kenarda çayınla oturunca insanın aklı gidiyor. “Abi adam var ya ne bastıysa almış, şaka mı bu?” diye kendine soruyorsun. Ama yok, gayet gerçek. İsteyene kapı açık, yeter ki doğru kapıdan girsin. Ki o kapı da işte burada.

Ortama İlk Giriş: “Bu Site Niye Bu Kadar Rahat?”

Luxbet’e ilk girdiğinde insanda bir rahatlama oluyor. Hani bir mekâna girersin, içerisi karanlık değildir, masa sandalyeler temizdir, garson yüzüne bakar ya… Tam o hissiyat. “Ben burada oynarım” diyorsun. Zaten milletin kazanç muhabbetleri dönüyor sürekli, biri 5X yapmış, biri 10X yapmış… Bazısı sessiz sessiz kazanıyor, kimse anlamıyor bile.

Bir yandan iç ses de konuşuyor tabii:
“Dur lan sakin ol, hemen yüklenme, önce ortamı bir kolaçan et.”

Ama bir bakıyorsun bakmışsın, şansın dönüyor.
İçsel monolog şöyle devam ediyor:
“Ben bu oyunu niye daha önce açmadım? Ben neyin kafasını yaşıyordum? Neyse, geç olsun güç olmasın.”

Ve gerçekten de öyle. Bazı kullanıcıların ne kadar kazandığını görsen, “Hadi ya…” dersin ama kötü anlamda değil. Böyle tatlı bir özenme olur. “Ben de yaparım bunu” hissi. Çünkü yapılabiliyor.

Aracılık Meselesi: Biz Yol Gösteririz, Kapının Anahtarı Sende

Bak şimdi, biz olayı çok net anlatıyoruz: Biz aracı tayfayız. Yönlendiririz, kapıyı gösteririz, içeride ne yaşayacağın sana kalmış. Ama şu da var, doğru yere yönlendirdiğimizden emin olmasak zaten sana önermeyiz. Ne yani, millet kazana kazana mest olmuşken seni kenarda mı bırakacağız? Yok öyle bir dünya.

Luxbet konusunda şöyle tatlı bir durum var:
Hem güven veriyor hem de heyecan kaşıyor.
Bir sitede ikisi birden olunca o site zaten fark yaratıyor.

Kendi kendine soruyorsun:
“Ben buraya niye geldim?”
Sonra ikinci soruyu patlatıyorsun:
“İyi ki gelmişim lan.”

İşte bizim görevimiz de seni bu “iyi ki”ye ulaştırmak. Yani, arayıcı dediğin böyle olur. Yol açık, tabela açık, gerisi sende.

Kazanan Mutlu, İzleyen Meraklı

Şimdi yalan yok, kazanan adam mutlu olur. Hele ki güzel oran yakalamışsa yüzünde öyle bir ifade var ki, tarif edemem. “Oh be!” dercesine. O anı bi’ görsen sen de istersin. İnsan doğası bu.

Luxbet üyeleri arasında öyle kazanç hikâyeleri dolaşıyor ki…
Biri akşamüstü bastığını gece ikiye katlıyor.
Birinin 100’ü 600 oluyor.
Birinin 500’ü var ya… hikâye anlatmayayım şimdi.

Ve şu da hoşuma gidiyor: insanlar bu başarıları paylaşıyor. Ego yapmadan, hava atmadan, “Bak oldu, sende de olur” kafasında. O yüzden ortama girince bir enerji geliyor insana. “Ben de kazanabilirim” hissi hafiften damarlarına işliyor.

Son Söz: İçinde Bir Ses “Denemelisin” Diyorsa, Dinle

İnsan bazen boş boş ekrana bakarken bile kendi iç sesini duyar. “Bir şeyler değişsin artık” der gibi.
Bazen değişim dediğin minicik bir tık olur.

Luxbet’in kapısından girince belki bu tık sana denk gelir, belki yolun açılır, belki de yepyeni bir heyecan bulursun. Kim bilir?

Ama şu bir gerçek:
Bazen hayat, cesur olanın yüzüne güler…
Ve sen cesaret ettiğin anda kader bile usulca yönünü değiştirir.

İletişim için Tıklayın